Arşiv - 2015 - 16 Mayıs 2015

“Anneme açılırken, oğlu kendisine açılan bir anneyle yazıştık”

 

Kadın yazarlar Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında deneyimlerini paylaştı.

 

10. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında, Ankara’da “Kadın Kadına Öykü Yarışması”nın onuncu yılı vesilesiyle bir araya gelen kadınlar, kadın öykü yazarlığı deneyimlerini aktardı.

 

Oturumun moderatörü Aylime Aslı Demir, edebiyat alanın ihtiyaçlarını ve lezbiyen hareketine olan etkisinden bahsetti:

 

“Kaos GL olarak ana temalarımızdan birini yayıncılık olarak belirledik. Kadın yayıncılık deneyimleri heteroseksizm ve patriyarkanın dönüşümünde nasıl rol oynar diye sorduk kendimize. Bu yıl onuncusu düzenlenen Kadın Kadına Öykü Yarışması bu mücadelenin ilerleyişini gösteriyor. Lezbiyen hareketinin ilerlemesini, edebiyat üzerinden görüyoruz. Modernizm ile kadınlar yazma deneyimleri edebiyatın erilliğini karşısına almış olsa da birçok edebiyat eleştirmeni bu kadınların verdiği eserlerin edebiyatın en dişil eserleri olduğunu söyledi. Umarım ilerde lezbiyen edebiyat eserlerini daha fazla görebiliriz. Özellikle üçüncü dalga feminizmde daha çok lezbiyen edebiyatla karşılaştık.”

 

“Yayıncılık, yazarlar için tahmin edilemez bir alan”

 

Aysun Kara: “Kendimce yazıyor ve kendime saklıyordum. Bir süre sonra ‘yazınca yayınlatmamak’ söz konusu değil gibi görünüyor bizim için. Kendi deneyimimden bahsedersem, biz kendi içimizde bir arkadaş grubuyla yola çıkarak, yazma grubu kurduk. Böylelikle yazım grubunda ilk yazılarımı dergilere gönderdim. İlk yazılarımda, dergilerden olumlu veya olumsuz bir cevap alamadım. Bu yazmaya başlayan herkesin sıkıntısı, yayınlatmak kör kuyu gibi, attığınız taş kalabiliyor. Daha sonra, yayınlatamadığım ilk dosyamı, yarışmaya gönderdim ve ödül aldı. Ancak kitap haline getiremedim. Dağıtım problemi olan bir yayın evine gönderdim, bu deneyim de benim için de yalnızca yayınlatmaktan ibaret değildi, birçok şey öğrendim. Yani yayıncılık, farklı pratikleri olan ve yazarlar için tahmin edilemez bir alan.”

 

10 yıldır devam eden yazar buluşmaları…

 

Senem Dere: “Bizim Perşembe Grubu toplantılarımız 10 yıldır devam ediyor, Şu anda 22 üyesi var. Herkes her zaman katılamasa da internet üzerinden takip ve katkıya açık bir grup. Farklı yaşlardan gelen insanlar var. Daha önce kendi yazdıklarımız üzerine çalışmalar yapıyorduk. Zaman geçtikçe farklı yazınlar üzerinden katkıya başladık. Bir blogumuz ve düzensiz çıkan Balkon isimli bir fanzinimiz var. Grubun kurulma nedenine gelirsek, aslen yazmak ve okumak bireysel bir şey ve bir grupla ilerlemeye çalışmak, kendi içinde çelişki barındırıyor. Okuduklarımızı paylaşmak istiyoruz. Grubun oluşmasını sağlayan şey bu paylaşma ihtiyacı. Ben grubu bir olanak olarak görüyorum. Hayatın rutini içerisinde bundan kurtulmanın bir yolu. Edebiyat veya yazmak üstün yetenekli insanların uğraştığı alan olarak görülür, ancak yazar olmadan yazmak, bunun iyisini yapmak ve yazma duygusuyla yaşamak insana kendini iyi hissettiren bir duygu. Grup bu imkânı da sağlıyor. Müzik, fotoğraf için de böyle. Yaşamının içine alıyor.

 

“Bunun yanında daha önce yaşadığımız bir erotik öykü yazma deneyiminden bahsetmek istiyorum. Bu süreçte öğrendim, ben erotik yazı yazamıyorum. Ancak çıkan öykülere bakarsak, kadın yazarlar arasında hayatımızda erotizmin olmadığı üzerine öyküler yazılırken, erkekler arasında için daha pornografik öyküler yazıldı. Bundan çıkardığımız sonuçlardan biri hayata dair verdiğin tepkinin öykülerine yansıyor oluşu ve kadın yazarların alacakları tepkilerden korkuyor olması ve bir oto-sansür mekanizması doğurması.”

 

“Anneme açılırken, oğlu kendisine açılan bir anneyle yazıştık”

 

Gözde Demirbilek: “Sanal yayında dergi ve kitaba göre farklı deneyimler gerçekleşiyor. Çünkü kendinizi anonim olarak ortaya koyabiliyorsunuz. On bir yaşımdan beri aktif olarak interneti kullanıyorum. O yaşlarda düşüncelerimi çevreme açamazken, girdiğim sanal mecrada herkese açabiliyordum. Çevreme karşı yabancılaştıkça, internete o kadar açıldım. Kendimi en çok forumlarda rahat hissediyordum. Ardından sanal fanzinlerde yazmaya başladım. Forumlara nazaran sanal fanzinlerde kadın yazarlar olarak fazlasıyla hırpalandık. Özel hayatlarımız ve yazışmalarımız ifşa edildi.

 

“Kişisel blogumda ise anonim olmama rağmen cinsel yönelimimi açıkladıktan sonra çok fazla soru almaya başladım. Bu sorulara yanıt vermekten yorulduğumda “Eşcinsel Edebiyat” diye bir blog açtım. Blog çok fazla ilgi çekti. Oradan tanıştığım insanlarla çok güzel bir iletişimimiz oldu. Anneme açıldığım zaman bana Amerika’dan oğlu açılan bir anne yazıyordu. Karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk. Ben yaptıklarımızın boşa gitmediğini, sanal yayınların da ciddi bir etkileşime yol açtığını orada fark ettim.”

 

“Yazmanın yarısı derdini dökmekse diğer yarısı isim yapmak”

 

Melike Uzun: “Uluslararası Öykü Günleri Derneği’nin 90’lı yılların sonunda başlayan öykü günlerine dayanan bir geçmişi var. Öykü günleri uzun yıllar devam etti. Daha sonra bir ara kesintiye uğradı. 2012 yılında yeniden başladı ve 2013 yılında da bir çatı örgüt olarak derneği kurduk.

 

“Kendimi bildim bileli yazıyorum. Yayınlatıp yayınlatmama konusunda uzunca süre düşündüm. Yazmanın yarısı kendini dökmek, derdini anlatmak; diğer yarısı ise o anlattıklarını çok fazla insana duyurup isim yapmak diyebiliriz. Beni bu ikinci kısmı çok korkutuyordu. O yüzden kendimi hep geri çektim. Ama bu hayatın bana yetmediğini fark ettiğimde bir arkadaşımla site açtık ve orada yazmaya başladım. O site ve internet benim için hiyerarşinin olmaması açısından önemliydi.”

 

Kaos GL Kadın Yazarlık Atölyesi

 

Berna Özpınar: “Kaos GL’nin Kadın Yazarlık Atölyesi’ne gelene kadar başka atölyeler katılmıştım ancak Kaos’un ilanını görünce çok heyecanlandım. Dünyada ve Türkiye’de önemli toplumsal dinamiklerden birisinin LGBTİ hareketi olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple atölyeye katıldım ve daha ilk tanışma toplantısında bu atölyenin çok farklı olduğunu anladım. İnsanların neyi niçin yazmak istediğine ilişkin farklı izlenimler edindim.

 

“Biz atölyede beş ay için bir araya gelmiştik ancak şimdi ‘Bitmeyen Atölye’ adıyla devam kararı aldık. Beş ayda olgunlaşma sürecini beraber yaşadık. İlk günden itibaren hep beraber karar aldığımız, baba hocaların olmadığı bir deneyimin içinde olduk. Eşittik. Yazmanın yanı sıra drama çalışmaları da yaptık. Beden farkındalığımızı geliştirdik. Hem sözlerle hem de bedenimizle kendimizi ifade etmeye çalıştık.”

 

“110 sayfa kitabımı 70 sayfaya indirmeye çalıştılar”

 

Huriye Şahin: “Ermeni bir kadın yazar olarak çok acı hikayelerim de oldu. 2005 yılında bir roman yazmaya başladım. Yazmaya başlarken birden beynime var olan bütün sorunlar dolmaya başladı. Bir Ermeni kadın olarak Ermeni sorunu, trans cinayetleri, kadınların sorunları… Bütün bunları bir arada nasıl kaleme alabileceğimi düşünürken aklıma birbirine aşık bir sosyalist çift geldi. Birbirine aşık bir sosyalist çift vasıtasıyla bütün bu hikayeleri anlatabileceğimi düşündüm.

 

“Eşcinsellere ilişkin ilk yazın deneyimim Ali Erol ve Ediz ile yaptığım röportajdı. Bu röportaj sosyalist cenahta çok da tepki topladı. Birçok farklı kesimden insan deneyimlerini aktardı bana. Travesti cinayetlerini romanıma eklerken Pembe Hayat’a gittim. Romanımı yayınlatmak üzere birkaç yayınevine gönderdim. ‘Bize göre değil’ ifadeleriyle karşılaştım. En son bir yayınevi basacağını söyledi ancak 110 sayfa kitabım 70 sayfaya indirilmişti. Ermenice sözcükler çıkartılmış, eşcinsellere ilişkin kısımlar çıkartılmıştı. Bunu bu haliyle basamayacaklarını söyledikten sonra benim verdiğim haliyle bastılar. Ardından bastıklarını ancak dağıtıma vermeyeceklerini söylediler. Yayınevi sahibiyle görüştükten sonra dağıttılar.”

 

Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma yarın (17 Mayıs) Ege Üniversitesi’nden Melek Göregenli’nin kolektif suçlara karşı kolektif sorumluluklar sunumu ve Kanada York Üniversitesi’nden Sheila L. Cavanagh’ın kapanış buluşmasıyla sonlanacak. Geleneksel 17 Mayıs Homofobi ve Transfobi Karşıtı Yürüyüş ise 16.00’da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden başlayacak.

 

İlgili haberler:

Normalleştirmeye direnen queer pedagoji

“Erkek adam kaslı olur!”

Kadın kadına öykülerin onuncu yılı kutlandı

10. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma tam programı için tıklayınız. 

 

* 10. Homofobi Karşıtı Buluşma Almanya Büyükelçiliği, Hollanda Büyükelçiliği, Kanada Büyükelçiliği, Norveç Büyükelçiliği ve SİDA tarafından desteklenmektedir.